15/4/2006

üç yol...

h1

farkındalık

dışındalık demektir

kangren olmuş yüreğim...

yeşil bir ırmakta yıkanmakla iyileşmeyecek

rus ruletinde bu sefer şansı yaver giden sensin

oyunu sen kazandın

kaybeden ben.

 

dışındalık

farkındalık demektir

yüreğim kangren olmuş

iyileşmeyecek işte senin yeşil gözlerinle

rus ruletinde kaybedende kazananda benim

oyundan çekilen sen.

 

farkındalık dışındalık değildir

kangren değil yüreğim

yeşil bir ırmak değil gözlerin

rus ruleti oynamaya gerek yok

hayat akıp gidiyor,

dramatize etmeyelim.

28/3/2006

Hayatına giren kadınları yazmak için harcıyorsun...

h1

 Hayatına giren kadınları yazmak için harcıyorsun

 Harcadığın her hayat senin vicdan azabın...

 Bu yol çok karmaşık bir yol

 Bunun içinden çıkılmıyor.

 Hayat karmaşık oyunlar kurup

 Sonra da onları oynamak için mi var ?

 Duvardan duvara toslayan

 Her duvarda lanet olası kan izini bırakan kahrolası bir adamsın

 Senin sıkışmış ruhun benim ruhumla bir değil

 Gri rüyalarında gördüğün o kadın ben değilim...

 Kadınların seni çalkalaması lazım,

 Çalkalanmazsan gelemezsin kendine

 Düz olmakdan nefret edersin sen

 Hiç bir düz yol sana göre değil...

 Hırçın senin sevişmelerin

 Yumuşak dokunuşlar çekici olmadı hayatın boyunca...

 Sen kadınları çalkalarsın

 Onlar seni çalkalar

 Ve sen yazabilirsin...

18/3/2006

istek

h1

Bir kara roman yazmak isterdim, yazar değilim yazamam, ama bir yazar olsaydım, sadece kara roman yazardım ve bir yönetmen olsaydım sadece kara film çekerdim, başka bir renk yoksa hayatında; sadece karaya sığınırsın, puslu geceler, loş ışıklar, belirsiz intiharlar ve günahlar, günahlar, günahlar,bitmek tükenmek bilmeyen günahlar...

koyu yeşil duvarların önünde sürekli sigara içen kadınlar ve tabii ki yağmur, her kara filmde yağmur olmalı, ruhsal bir boşalım gibidir yağmur, ve küfür evet küfreden insanlar, sürekli küfretmeli herkes,ve son, sonlar her zaman vurucu olmalıdır, dağılmalı izleyen ya da okuyan, öyle ki; unutamamalı bu tek resmi hayatı boyunca.

 

Ama dediğim gibi ben bir yazar değilim ya da bir yönetmen...

 

 

 

12/3/2006

kadın kokusu

h1

     *ben yazmadım, başkası yazdı, isminin açıklanmasını istemiyor, okuduğumda ben dağıldım, siz de dağılın.      

 

 


KADIN KOKUSU

Hiçbir kadının kokusu
Böyle kalmamıştı yastığımda.

Hiçbir kadının kokusunu
Böyle özlememiştim.

Erkek olmak ne demek
Senin gibi bir kadını sevince
Anladım...


Tarifsiz, tuhaf
Bir şeymiş erkeklik,
Sözcüklere sığmayan...

Sen erkekliğimi
Gümüş bir şarap kadehinde götürdün.
Sevişmemi
14. Louis’nin sarayına hapsettin.

Acıyla dağıtıyorum şimdi kasıklarımı,
Dudaklarının izini silmek için
Şehirdeki tüm fahişelere,
Umutsuzca...


Kokunu bedenimden çıkarmak için
Öfkeden ağlayarak sevişiyorum
Kokusuz yastıklarda

Şarap kadehi kırık kadınların
Fahişesi oluyorum
Bir gecede...

Küçük bir çocukmuşum gibi
Saçlarımı okşuyorlar
Yorgun bir sevişme sonrası
Öfkeden ağlarken...


Senin teninin ötesinde ne var
Bilmiyorum gözlerim ıslakken
Yeni bir gümüş şarap kadehi nasıl bulurum?

Sakallarım uzuyor
Yorgun çarşafların arasında,
Aldırmıyorum
Kadınların yanaklarını acıtmaya,
Benim canım çok acıyor
Sen erkekliğimi
Gümüş bir şarap kadehinde
14. Louis’nin sarayına kaçırdığında...

Kadın olmak istiyorum
Bir erkeğin yanağına dokunduğunda
Onu çocuğa dönüştüren
Senin gibi
Büyücü bir kadın

Erkek olarak nasıl yaşanır
Artık bilmiyorum...

Erkekliğimi senin gümüş avuçlarına bırakmışken
Kadınlarla nasıl sevişilir
Unutuyorum...

Yalnızca bekliyorum şimdi
Kokusuz tenlerin koynunda.

Kasıklarını
Sıcak bir şarap kadehinde kaybetmiş birinin
Saçlarını okşuyor fahişeler
Buzdan ay ışığı sonatında...


Saçlarım yastıkta yalnız kalmasın diye
Otelleri geziyorum her gece,
Dumanların arasında
Şarap kadehlerini kırarcasına soyunan
Kadınları seyrediyorum

Senin nasıl seviştiğini
Kimseye söyleyemiyorum...

Bedenimde kadınlığının izleri var,
Onları hiçbir fahişenin rujuyla silemiyorum


Tenimi
Acı şaraplarla kirletip
Tılsımlı kokundan

Kurtulmayı bekliyorum...


İki kadının arasında
Bir alacakaranlık kuşağının sonunda
Gözlerimi çatlak tavana dikmiş yatarken
Bir kez daha anlıyorum

Ben senin
Kadınlığını
Seviyorum...



14. Louis’nin sarayında şenlikler düzenleniyor...
Istakozlar kızarırken
Pembe etli genç kızlar
Fıskiyeli havuzlarda dans ediyor...

Benim erkekliğim acırken
14. Louis
Yaylı çalgılar eşliğinde
Ressam Rigaud’ya gülümsüyor...



Ben senin yanında ağladım bir gece,
Gizimi senin kabuğuna teslim ettim.
Gözyaşlarım benim ıslak sırrımdı,
Onu
Kadınlığına gizledim...

Senin teninin içinde olmak istedim,
Senin kadın kokuna sahip olmak...

Erkeklik oyunlarım bulandı
Ten haritamın sınırları karıştı...

Kokunu içime çekerken
Çocuk olduğumu hatırladım...

Seni severken
Kadınlığı sevmiş olduğumu anladım...



Kuşkusuz hayatta kalacağım,
Öfkeden ağlasam da
Yeni kadın haritaları keşfetmeye çıkacağım

Ama bir kez biliyorum artık
Ben kokumu
Bir Güneş Kralının
Şarap kadehinde bıraktım...

Kollarında ağladığım gece
Deniz kabuğu sırrımı
Yastığına sardım...


14. Louis
Versailles’ın Aynalar Galerisi’nde
Ressam Rigaud’ya gülerken

Ben tüm bir Rococo devrini
VanGogh’un kulağıyla kapattım...


Fahişelerin kadehlerini kırdığı
Mavi Kadife gecesinde

Erkekliğimi
Senin yastığında unuttuğumu
Bir kez daha hatırladım...

4/3/2006

Tanrı kadar yalnızsın.

h1


SEN ARTIK TEKSİN,
SEN ARTIK TÜM EVRENSİN,
VARLIĞIN TANRININ BİR YANSIMASI
TANRI KADAR YALNIZSIN.